MESELE SADECE KADIN MI?

İnsanın insanla sözlü olarak onur ve gurur kırıcı şekilde tartışması ve bedensel olarak birbirlerine şiddet uygulamaları akıl almaz bir durumdur. İnsan antik çağlardan beri hayatta olduğu sürece doğada yaşamını sürdüren bir canlıdır. Bir insan maddi ve manevi anlamda kendisini mutlu etmek ve çevresindekilerle barış içinde yaşamak istemez mi? Bunun için dünyanın dört bir yanında bu konuda sivil toplum kuruluşları bulunmakta ve  çeşitli bağımsız aktiviteler yapılmaktadır.  Özellikle Kadına yönelik şiddet, tarih boyunca süre gelmiş ve içinde yaşadığımız eril güçlerin hakim olduğu toplumumuzda da  temel sorunlarından biridir.

5 Nisan tarihinde GaleriBu’da Burçe Saraçoğlu küratörlüğünde açılan ‘Bir Kelime Bin Mesele’ sergisi de kadına karşı şiddete, kadının toplumdaki yerine ve geçmişten günümüze kadının farklı tanımlar içinde anılıp değersizleştirilmesine yönelik 11 sanatçının kişisel deneyim ve anlatım biçimlerinden oluşan bir seçkiyi izleyiciye sunuyor. Sergideki 11 sanatçı yerleştirme, video, fotoğraf ve tuval gibi farklı tekniklerle  yapılan çalışmalar yoluyla konuyu farklı perspektiflerde yorumlamışlar.

Sergide karşımıza çıkan ilk eser Tan Taşpolatoğlu’nun “Şiddetin Katmanları” İsimli asamblaj çalışması. Taşpolatoğlu’nun çalışmasına,  açılış gününde Meltem Biçer’de “Özgürlüğün Parçaları” adını verdiği  interaktif bir performans ile dahil oldu. Biçer performansında, Tan Taşpolatoğlunun çalışmasında kullandığı siyah file malzemesinden oluşturulmuş bir zincir ile çalışmaya ayağından bağlıydı. Taşpolatoğlu’nun çalışmasında belli belirsiz görünen bir erkek portresine bağlı olan olan bir kadın bedeninin mücadele süreçlerini ve sonunda zincirlerinden kurtulup özgürlüğüne kavuşmasını izledik. Zincirlerinden kurtulan kadın bu zincirin parçalarını da özgürlüklerini hatırlatmak ve zihinlerdeki zincirlerden de kurtulmaları adına ziyaretçilerin yakalarına çengelli iğne ile tutturdu.

Sol taraftaki odada Damla Yalçın’a ait küçük ölçülerde renkli yastıkları bulunuyor. Bunlar galeri binasının dışında pencereden sarkıtılmış şekilde sergileniyor.  Yalçın, bu yastıklara kılıflar geçirmiş. Eski dönemlerde evlenirken ‘bir yastıkta kocayın’ derdi bize büyüklerimiz, halen de diyenler var. Damla Yalçın da bu cümleden yola çıkarak renkli yastıklarla oyuncaklar arasındaki benzerliği göstermek ve çocuk yaşta evlendirilen kızları temsil etmek istemiş. Odanın içinde yerde  Leyla Emadi’nin ‘kız gibi karı gibi’ adlı halat ve sanayi boyasını kullanarak oluşturduğu yerleştirmesi var. Odanın duvarlarının tamamını dolduran Nur Koçak’a ait “Mutluluk Resimleriniz” serisinden 12 adet çalışma yer alıyor. Bu seri adını, Koçak’ın yurtdışında bulunduğu sırada  annesinin ona gönderdiği,  şimdiki Hürriyet gazetesinin magazin eki, 1981’de ise müstakil bir gazete olan Kelebek’in ‘Mutluluk Resimleriniz’ adlı köşesinden alıyor. Burada ilginç olan şu ki, Kelebek o yıllarda ve halen kadınlara yönelik bir gazete iken bu köşedeki fotoğraflar, erkeklerin askerlik,mahalle ve arkadaşlık  anılarına ait fotoğraflardan oluşuyor. Koçak, bu durumu kendi teknik ve üslubu ile birleştirerek yeni bir söylem oluşturuyor.

IMG_6250
Nur Koçak, “Mutluluk Resimleriniz”, 1981/2018, Kağıt Üzerine Karışık Teknik, 39×55 cm.

Galerinin diğer odasına geçtiğimizde ise bizi Hülya Sözer’in “Baştan Ayağa” isimli heykeli karşılıyor.Sözer, bu çalışmasında kadının sadece baş ve ayaklarını  gösterip, vücudunun geri kalan kısımlarını beş adet dairesel formdan ibaret olarak yansıtıyor ve bu dairesel formlar kadın bedeni üzerinden yapılan tüm söylemleri yok edercesine bedeni yalnızca bir form olarak yansıtıyor. Yağmur Yılan’ın çalışmasında ise kadını, elmalarla birlikte yukarıdan düşerken görüyoruz. Burada kadının ötekileştirilmesi, cennet’ten kovulması ve yalnızlaşması yansıtılmış.SENA ise tüm bu olumsuzluklara karşı bize umut ışığı yakıyor. “Şifacı” isimli çalışmasında kadınların yaşam döngüsünü anlatmak için çeşitli sembolleri ve kodları kullandığını görüyoruz. Sena, bedeninin beş farklı çakrasını kendi beden izi üzerinden  betimliyor. Babaannesi tarafından ona aktarılan şifalandırma ve sembol okuma   yollarını da kağıttaki vücuda sembollerle işlemiş. Sanatçı bu yolla izleyiciyi  de ruhsal ve bedensel olarak temizlenmeye ve arınmaya yönlendiriyor.  Örneğin, sol göğüste bir cenin şekli görüyoruz, karın kısmında hamileliği ve doğum sürecini düşündüren bir muhafaza odası var.

IMG_6341SENA, “Şifacı”, Kağıt Üzerine Mürekkep, 152×122 cm., 2016

İkinci katta ilk olarak Beyza Boynudelik’in ‘İç Ses Et’ isimli 18 dakikalık video çalışması karşımıza  çıkıyor. Beyza Boynudelik’in sadece ellerinin et keserken görüldüğü çalışmada, kendi kendine yaptığı konuşmaları da duyuyoruz. Bedeninin, kadının toplumdaki yerinin ve sanat pratiklerinin analizini yaparken aynı zamanda kadının ötekileştirilmesini ve bir obje olarak görülmesini karşın söylemleri yer alıyor.

Eda Emirdağ ‘Leave Them’ adlı video çalışmasında kadın ve erkeğin birlikteliklerinin dışarıdan maruz kaldığı müdaheleleri gösteriyor. Videoda karşı karşıya duran kadın ve erkeğin üzerine  sürekli kıyafetler yükleniyor. Karakterleri, bu kıyafetleri birbirleri üzerinden atmya çalışırken izliyoruz.   Meltem Sırtıkara’nın ‘Stepping’ adlı çalışmasında ise kadına ve erkeğe ait ayakkabılar alt alta dizilmiş ve en altta bir kadının başı yer alıyor. Burada hem kadına hem de erkeğe uygulanan şiddet bir arada gösterilmiş. Bu bakımdan Emirdağ ve Sırtıkara hem toplum hem de erkek tarafından şiddete maruz kalan kadınları gösterdiği kadar, şiddetin farklı boyut ve söylemleri üzerine cinsiyetsiz bir anlatım biçimini tercih etmiş.

Küratör Burçe Saraçoğlu’nun sergiyi kurgularken dikkat ettiği bir nokta, serginin feminist bir yaklaşımla değil kuşaklar arası bir yorum ile “kadın”ın tarih içindeki konumunu ortaya çıkarmak olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu bağlamda aynı oda da, cumba kısmında yer alan Damla Yalçın’ın yerleştirmesinde 2008 ile 2015 yılları arasında cinayetten ölmüş olan kadınların isimleri yer alıyor.

Bunun yanı sıra İpek Duben, ‘Manuscript’ adlı serigrafik baskı çalışmalarını ‘otobiyografik görsel metin ile bir şiirin birleşiminden oluşan kutsal bir kitap’  olarak tanımlıyor. Bu çalışmayı gördükten sonra kadın ve erkek arasındaki şiddeti bir kenara bırakıp şunu sordum kendime: İnsan en başa kendine karşı şiddet uygulamıyor mu? Bebeklik döneminden yetişkinlik dönemine geçiş yaparken toplum içerisinde birçok sınava tabi tutuluyoruz. Ailemiz ve büyüklerimiz bizden saygı ve sevgi bekliyor. Bunların yanı sıra özellikle kadınlardan daha usturuplu olması bekleniyor. Bundan dolayı kadın kendini özgür hissedemiyor ve zorlanıyor. Vücut hatları değişiyor ve güzel görünmek için yaşam tarzından ödünler veriyor. Kadın kendisiyle savaşıyor. İpek Duben’ın çalışmasında bu savaşı görüyoruz.

IMG_6276Hülya Sözer, “Baştan Ayağa”, Baş: 52x28x23cm, Ayak: 28x28x23cm., Seramik, altın lüster, Serbest Şekillendirme, 2017

Sergiyi yapıldığı yer açısından değerlendirecek olursak; geçmişten bugüne şiddet, aktivist eylemler ve patlamalar en çok İstiklal Caddesi- Galata- Tophane ekseninde gerçekleşir. Bu olaylar sırasında erkekler kadar kadınlar da rol oynar ve sonuçlarına her iki cinsiyet de eşit oranda katlanır. Buna rağmen bazı durumlarda kadınlar geri plana atılır ve onlara karşı bazı ‘mizojinik’ tavırlar sergilenir. Sözlü ve fiziksel olarak şiddet uygulanır. İşte ‘Bir kelime Bin Mesele’ sergisi bu mizojinik davranışları eleştirir ve bu davranışların nasıl sona ereceğine dair sorular sorar.

Mizojinik tavırlar sergileyen kadın ve/veya erkekler, bana göre korku ve endişe sahibi kişilerdir. Bunun anlamı geçmişte yaşadıkları olumsuz sonuçlar doğuran eylemlerden kendilerini kurtaramamış olmaları ve ayrıca dışarıdan gelecek olumsuz eleştirilere karşı çelik bir zırh kuşanmalarıdır. Bu insanlar çoğu zaman değişmez, ama dönüşebilir. Kendisini olumsuz yönde etkileyeceğini düşündüğü olaylardan sonra insanın büründüğü korumacı ve eleştirel tavır, bir süre sonra yumuşayabilir. Bu da ancak insanın yukarıda değindiğim korku ve endişelerden kurtulması yoluyla olur.

‘Bir Kelime Bin Mesele’ sergisi 28 Nisan tarihine kadar GaleriBu’da görülebilir.

Kapak Görseli: Leyla Emadi,”Kız Gibi Karı Gibi”, Karışık Teknik(Halat, sanayi boyası, pleksi), 195×52 cm., 2015

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s