ÖZGÜRLÜĞÜN AYNASI OLARAK PORTRE

Her birey dünyaya bir amaç dahilinde gelir, bir misyonu vardır ve bu misyonu gerçekleştirme sürecinde çeşitli durumlarla karşı karşıya gelir. Misyon, bireyin büyüme çağında oluşmaya başlar, çocuğun yapmaktan haz aldığı şeyler onun misyonunu gerçekleştirme yolundaki hedeflerini belirler. Freud’un belirttiği gibi insanların davranışları bize hayatlarının amacı ve maksadı diye neleri gösterdiklerini, hayattan neler talep ettiklerini, hayatın içinde nelere ulaşmak istediklerini gösterir. Hayaller bu bağlamda çocukluktan itibaren bireyin yaşamına yön verir. Bireyin hayali doğuşundan itibaren ’mutlu olmak’tır. Freud’a göre kurduğumuz hayallerde gerçeklik ile bağlam daha da gevşemekte, tatmin, kişinin, gerçeklikten uzaklaşmışlıkları yüzünden zevkini bozmak istemediği yanılsamalardan (hayallerden) sağlanmaktadır. Bu bağlamda içerisinde hem hayali, hem de gerçekliği barındıran hikayeler, bireyin beyninde çocukluktan itibaren yer edinmeye başlar. Bireyin misyonu, hikayelerinden anlaşılır. Hikayeleri gerçekleştirmek, misyonu gerçekleştirmektir.

Özer Toraman yarattığı sanat eserleriyle hikayelerini gerçekleştirmiş, bu hikayeler 27 Ocak- 11 Mart arasında Bozlu Art Project’teki ‘The First Dream’ sergisinde sanat izleyicisiyle buluşmuştur. Sanatçı, bireyin çocukluğundan itibaren bilinçaltında olan cinsiyetin keskin ayrımına değinir ve bu ayrımın etkisinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yapar. Bunu hem renklerle hem de portrelerdeki jest ve mimiklerle sağlar.

IMG_1078

Bu sergide Lacan’ın ‘Sembolik düzende reddedilen, gerçekte geri döner’ sözü sanatçının portrelerinin altındaki mesajdır. Lacan’ın Psikanalizin Dört Kavramı adlı kitabına göre evrende üç düzen vardır: Hayali, Sembolik ve Gerçek. Lacan, Sembolik düzenin Hayali’nin görselliğini yapılandırdığını ve bunun bir dilsel boyut içermesi anlamına geldiğini savunmaktadır. Sembolik, doğanın hayali düzenine karşıt olarak kültür alanını ifade eder. Sembolik, analitik süreçte analiz edilen kişinin kimliğini saptama düzlemini geçmesinin tek yoludur. Özer Toraman’ın portrelerinden bazılarında bir netlik varken, bazılarında ise sadece bir kesit vardır. İzleyiciye gördüğü kesit üzerinden hayal kurma olanağı tanınır.

IMG_1076

Özer Toraman’ın portrelerinde cinsiyeti ifade eden hiç bir dokunuş yoktur. Her portre, bir bireydir, melezdir. İkilik değil tekillik ön plandadır. Sanatçı portreleriyle birey olarak izleyicinin algısını farklı yönlere çekmek ister ve portreler bilinç dışındaki olguların ön-bilinçten geçerek bilinçaltına yerleşmesini sağlar. Masumiyet, portrelerde ilk dikkat çeken özellik. Portrelerinde açık mavi ve uçuk pembe gibi hem pastel, hem de soft ve yalın renkler kullanmayı tercih eden sanatçı, melez figürleriyle masumiyeti yakalıyor.

IMG_1086

Sergiye girdiğim andan itibaren sınırlarımın kalktığını hissettim. Daha ilk portreye bakmamla beraber, cinsiyetsizliğin tüm işlerde hakim olacağı kanısına vardım ve özgürlüğü hissettim. Her insanın bir birey olarak istediği her şeyi yapma özgürlüğüne sahip olması olgusu portrelerde oldukça iyi bir şekilde yansıtılmış. Bu sergi insanların bilinçaltında cinsiyet konusunda olumlu yönde bir fikir değişikliğine sebep olabilir mi?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s