COĞRAFİK BİR YÜRÜYÜŞ

Pera Müzesi ‘Balkanlardan Gelen Soğuk Hava’ isimli karma sergide 10 Kasım 2016- 7 Mayıs 2017 tarihleri arasında; Arnavutluk, Bosna- Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova-, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan gelen çağdaş sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Serginin küratörleri Ali Akay ve Lübliyana Müzesi ve Galerileri sanat yönetmeni Alenka Gregorič. Sergide sorgulanan soru: Neden insan merkezli bir dünyaya bakalım da doğa merkezli bir insan oluşa bakmayalım? Sergide Maja Bajević, Dimitrije Bašičević – Mangelos, Luchezar Boyadjiev, Yane Calovski & Hristina, Ivanoska, Mircea Cantor, Jasmina Cibic, Lana Čmajčanin, Nemanja Cvijanović, Braco, Dimitrijević, Goran Djordjević, Vadim Fishkin, Tomislav Gotovac, Ion Grigorescu, Ibro, Hasanović, IRWIN, Laibach, Vlado Martek, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Adrian Paci, Dan Perjovschi, Lia Perjovschi, Mark Požlep, Kiril Prashkov, Anri Sala, Erzen Shkololli, Sašo Stanojkoviḱ, Mladen Stilinović, Raša Todosijević, Slaven Tolj, Jelena Tomasevic, Milica, Tomić, Ulay, Sislej Xhafa, Katarina Zdjelar’ın çalışmaları bulunuyor.

Uygalık tarihine baktığımızda gerek Osmanlı Devleti’nin gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin Balkanlarla hem sosyoekonomik açıdan hem de kültürel ve sanatsal açıdan ilişkileri olmuştur. Tarih yine gösteriyor ki Balkanlarla ilişkilerimiz zaman içerisinde yok olmaya başlamıştır. Balkan ülkeleri sınırlarının nereden başlayıp nereye kadar uzandığı sorusu da ayrı bir problematik. Bu sergide bilinmeyenler sorgulanıyor ve ilişkiler tekrar gündeme geliyor. Bu ülkelerden gelen çağdaş sanatçılara da bu iki konu hakkında eser üretmek kalıyor. Serginin ikinci temas ettiği şey; rüzgâr. Lodos, karayel, meltem, poyraz… Bunların her biri doğanın yaratıları. ‘’Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası’’ aynı zamanda kışın gelişinin ve mevsim değişiminin habercisidir. İdeoloji, devlet, sanat piyasası, devrimler, kişisel devrimler, coğrafyalar, alternatif coğrafyalar, sanat sistemleri, alternatif sistemlere karşı tarihler, sanat sistemine karşı devlet sistemleri, bedenler, devlet ve değerler eserlerin içeriklerine şekil veren ana temalardır.

Raša Todosijević’in ‘Sırp ve Avusturya Bayraklarıyla Schlafflagge’ adlı çalışmasını ele alalım. İdeoloji sembollerine işaret eden bir çalışma bu. İki ülkenin bayrakları, ikinci el elbiselerle birleştirilmişlerdir. Bayraklar ülkelerin sembolleridir. Bu sembolleri kullanarak sanatçı bir ideoloji yaratmıştır. Mladen Stilinović’e ait ‘An Artist Who Can Not Speak…’ adlı çalışma sanat sistemini sorgular. Bu çalışmada üzerine ‘An Artist Who Cannot Speak English is No Artist’ yazılı pembe bir kumaş üst taraflarından duvara asılmıştır. Burada sanatçı kendi eleştirel bakışını yansıtarak sanat sisteminde yeni bir vizyon yaratmak istemiştir. İdeolojiye yapılan bir eleştiriyle karşı karşıyayız. Sislej Xhafa’nın ‘Hala İsimsiz’ adlı çalışması bir yerleştirme. Betonlar her tarafa düzensiz bir şekilde dağılmış. Bu eserin işaret ettiği gösterge sanat sisteminde değerler. Sanatçının burada bahsettiği, doğanın -yeşilin- gitgide yok olması; betonlaşma. Her yerin binalarla çevrili olması; soluduğumuz oksijenin, aldığımız temiz havanın azalması anlamına gelmektedir. Yani canlıların yaşaması için gerekli olan koşullar sağlanamamaya başlamıştır. İnsanlığa, doğaya ve bilime ait değerler yok olmaktadır. Vlado Martek’in 6 adet tablosu şiirsel coğrafyalar olarak nitelendirilmiştir. Çalışmalar harita şeklindedir. Tabloların isimleri ise nitelendirildiği ismin hakkını veriyor: ‘Sanat ve Yaşam Arasındaki Sınırı İdealize Ediyorum.’, ‘Balkanlara Elimi Kaldırdım’, ‘Orta Sınıf İçin Üzüntü’, ‘Sanatçılar’, ‘Metin’. ‘Sanatçılar’ isimli tablosu iki ayrı tarihte yapılmış: 2010 ve 2012. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan insanlardan çoğu rutin hayata ‘alıştıklarından’ ötürü hayatı ve ya yaşadığı evreni sorgulamaz. Ama bir kısım vardır ki kozmosu irdeler ve onun farklılaşabileciğini düşünerek kendi distopyasını yaratır. Martek kendi distopyasını yaratmıştır. Sašo Stanojkoviḱ’ in bank yerleştirmesi sessiz devrimleri işaret eden bir çalışma. Burada kamuflaj üzerine ‘I Am Tired of Comissioned Revolutions’ yazılmıştır. Sanatçı devrim yaratmada önemli bir aktördür. İnsanların tek pencereden değil çok pencereden bakması için kendi eleştirel düşüncesini sanatı yoluyla deklare eder. Değişim kolay kabullenilebilecek bir durum değildir. Savaşmalı, düşmeli, düştükçe güçlenmeli ve ayağa kalkmalıdır insan. Bir öndere ihtiyaç duyar. Bu önder de sanatçıdır. Sanatçı değişimi desteklemelidir. Bu kimi zaman sanatçının yılmasına yol açar. İşte Stanojkoviḱ bu yılmayı yerleştirmesine konu edinmiştir. Lana Čmajčanin ‘Zamanın Geometrisi’ adlı çalışmasına eylem halinde olan coğrafyayı işlemiştir. Bu çalışma Bosna- Hersek’in değişen sınırlarına dair farklı çizimleri bize göstermektedir. Video çalışmasında ‘geçen 551 yıl boyunca Bosna- Hersek’i farklı devlet yapılanmalarınınparçası olarak gösteren 35 tarihi harita’ ve ‘çok katmanlı veri yığınından oluşur’ Esere baktığımda haritayı çözümleyemedim. Her şeyin üst üste bindirilmesi okunamama yaratmış. Mladen Miljanović’in ‘Macaristan Operasyonu’ adlı çalışmasında harita görmekteyiz. Bosnalı bir sanatçının, Macaristan kültürel sisteminin işleyişini gizli yollarla öğrendikten sonra, işleyişin duraksaması için yapılan bir stratejiyi ortaya koyar. Buradaki stratejiler çoğunlukla yerel sanatçıları tehdit etmek, o bölgedeki gizli topluluklara girip ülkenin genel gidişatı hakkında bilgi toplamak, kendini kar amacı gütmeyen kurumda çalışan biriymiş gibi göstermek ve böylelikle saygınlık kazanmak ve istediğini elde etmek, ülkenin dinini desteklemek, sergilerin içeriğini ve sanat hukunu öğrenmek doğrultusundadır.Vadim Fishkin’in ‘Şeker İkizler’ isimli çalışması oldukça dikkat çekici. Yan yana duran iki tane küp şeker ve onların ışık yoluyla oluşan gölgeleri sanatçının yapıtını oluşturur. Farklı olan kısım şu ki bu sıradan bir gölge değildir. Sanki görünmeyen bir kaynaktan gelen ışık, şekerlerin gölgesini farklılaştırmıştır. Araştırmalarım gösteriyor ki sanatçının genel tavrı bu yönde. Bu işte bir ‘sihirbazlık’ var. IRWIN- Retroavangard yine ideoloji sembolleri görülüyor. Retroavangard- geriye dönük bir inovatifliği ifade ediyor. Bu yapıtı bir üçgen ve 6 farklı görsel oluşturuyor. Burada IRWIN, Malevich (Kazimir) ve Stilinovic (Mladen) üçgeni oluşturmaktadır. Stilinovic tez, IRWIN ve Malevich antitezdir. Sentezde oluşan şey şudur ki toplumda var olan ideolojik temeller, sanatçının karşı çıkışı ve eleştirisiyle karşılaşır ve bu da nihayetinde yeni bir vizyon oluşmasıyla sonuçlanır.

Sergi hem kendi içerisinde, hem de izleyiciyle bir diyalog kuruyor. Şöyle ki bazen birbirleriyle yan yana olmayan eserler arasında da bir yakınlık oluyor, aynı zamanda kendine yakın olanla da başka bir açıdan bağdaşıyor. İzleyicinin de bu diyalog içerisinde bir psikocoğrafik yürüyüş yapmasını istiyor. Bu yürüyüşte bize bir haritanın eşlik ettiğini düşünmemizi istiyor. Haritada Balkanlarla aramızda sınır varmış gibi görünmesine rağmen İstanbul’un bir Balkan şehri olmasının farkına varılmasına, iklimlerin birlikteliğine, kesişen ve sert esen rüzgarların içerisinde yaşamımızın yıllar içerisinde nasıl değiştiğine, ama buna rağmen geçmişimizi unutmamamız gerektiğine, Balkanlardan gelen soğuk esintinin bizi üşeteceğine dair semboller barındırıyor. Bu harita izleyicinin sergiyi doğru şekilde çözümlemesine yardım ediyor. Ben bir izleyici olarak serginin Ali Akay’ın ilk sorduğu soruya olumlu yönde cevap verdiği ve serginin misyonuna ulaştığı kanısındayım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s